Kulübümüzün Genel Menajeri Nihat Mala, Trabzon’un yerel gazetesi Kuzey Ekspres’e açıklamalarda bulundu.

İşte Genel Menajerimiz Nihat Mala’nın o röportajının ikinci bölümü:

Beş yıldır Trabzon’dasınız. Buradan gitmeyi hiç düşündünüz mü?

Zaman zaman teklifler oldu, gidebilirdim, yine gidebilirim. Ama diyorum ki, Sayın Abiş Hopikoğlu herkesten çok daha fazla Trabzonlu ve bu işe gönül vermiş. Bizim en kötü zamanımızda, her anımızda yanımızda oldu. Abiş Hopikoğlu bana ‘git’ diyene kadar ben buradayım. Trabzon şehri basket takımına saygı duyuyor, her maça sayıları artarak geliyor, destek veriyorlar. Çünkü basketbol takımı şartlar ne olursa olsun, terinin son damlasına kadar mücadele ediyor. Biz işimizi seviyoruz, şehri seviyoruz, insanları seviyoruz bu da bize ayrı bir güç veriyor. Ancak Trabzon şehrindeki sabır konusu biraz zor, insan olarak sabırsız bir yapı var. Bunu herkes biliyor, ülke de kabul etmiş. 5 yıldır bu kentte görev yapıyorum ve Trabzon insanını anlıyorum. Trabzon’un büyüklüğü, işimi yaparken aldığım keyif ise bambaşka.
Trabzonspor futbol takımından sonra basket takımı da geldi diyebilir miyiz?
Basketbol takımı zaten buradaydı, şimdi köklerini saldı. Basket takımı iyisiyle kötüsüyle 5 yıldır Türkiye Basketbol Liginde var, olmaya da devam edecek. 1982 yılından beri basketbolun içerisindeyim. 36 yıldır hiç ara vermeden o parkenin üzerindeyim. Kraşıyaka, Oyak Reno, Beşiktaş, Darüşşafaka, yıllarca Milli takımda oynadım. Karşıyaka’nın 9 yıl genel menajerliğini yaptım, o da camia kulübüydü. Çok kupalar aldık, çok heyecanlar yaşadık ama hayatımın en anlamlı, en heyecanlı galibiyeti Yeşilgiresun BLD galibiyetiydi. Trabzonlu çocuklarla bunu başarmak apayrı bir keyif… Trabzon basket takımı yakın gelecekte hem lig hem de Avrupa şampiyonu olacaktır. Takımın başında enerjisi bitmeyen Ozan Bulkaz gibi bir antrenörümüz var. Kendisi çok başarılı ve işine hakim bir insan.
Röportaja başlamadan önce, ‘şimdiye kadar konuşmadım ama artık konuşma zamanı geldi’ dediniz. Bunu biraz açar mısınız?
Ben sosyal medyayı kullanan, röportaj vermeyi seven bir adam değilim. Ama ortaya koyulan güzel işler var. Bazen çok büyük haksız eleştiriler yapılıyor. İnsanlar bu işin nasıl ve hangi şartlarda yapıldığını, kulübün nereden nereye geldiğini, nasıl döndüğünü bilmeden oturup yorum yapıyor. Tabii ki bu işin nasıl döndüğünü bilmek zorunda değiller. Dışarıdan bakıldığında insanlar sahadaki takımı görüyor doğal olarak. Oynayıp oynamadığı kısmı ile ilgileniyor haklı olarak. Ama sadece orayla kalmayıp şahsımıza hakarete varan eleştiriler yapılıyor. Bunlara açıklık getirmek ve insanları bilgilendirmek gerekiyor.
Bir de takım maliyeti konusu var. Trabzonspor BK takımının maliyeti ne kadar?
Biz bütçeyi yaparken borçlarımızla birlikte yapıyoruz. Bu yıl takımın gerçek bütçesi Türkiye liginin en düşük bütçesi. Bu konuda sonuncuyuz. Türk oyuncularımız çok büyük fedakarlık yaparak, cüzi paralara oynuyorlar. Bizim bu bütçe konusu hep yanlış anlaşıldı, şöyle ki; 2013-2014 yılından bu tarafa yaptığımız bütçeye eski borçları da alıyoruz. Ödenmemiş borçlarımız var, bunları yok sayamayız ki. Ama reel anlamda sadece takım bütçesi diyorsanız, bu hiçbir zaman 10 milyonun üzerine çıkmadı. Bu yıl da sezon başında takım bütçesi 8 milyon ile başladı.
Peki her şeyiniz tamam mı? Eksik var mı? Varsa nedir?
Fiziksel olarak kulübün her şeyi tamam, eksik olan Trabzonlu iş adamlarının bize desteği… Ya insanların ekonomik anlamda bir takım sıkıntıları var ya da biz kendimizi net olarak anlatamıyoruz. Ama sonuç olarak basketbol kulübünün yardıma ihtiyacı var. İnsanlar sadece A takımı görüp ona sponsor olmayı düşünürlerse o zaman bu işten uzak durabilirler. Ama bu takımın altyapısı var, oradaki çocukların masrafları var.  Altyapıdaki oyuncular okutuluyor, yatacak yerleri ve yemekleri karşılanıyor. Ve her yıl ciddi sayıda basketbola gelen gençler var. Trabzonspor basketbol takımı artık buradan geriye dönemez. Çünkü geçen bir dönem var ve gelen bir jenerasyon… Trabzon’un bu çocuklara borcu var. Yani bu çocuklara artık basketbol yapmıyoruz, basketboldan uzak duracağız deme lüksü yok. Trabzonluların basket takımına sahip çıkıp bu krizden bir an önce çıkarmaları lazım. Bir kere daha söylüyorum; fiziksel olarak, organizasyon olarak kulübün hiçbir eksiği yok. Avrupa ligindeki takımlarda şartlar ne ise bizde de şartlar odur. Tabii bu fiziksel şartlar daha da geliştirilebilir… Hayri Gür gibi bir salonumuz var, beden terbiyesi bize orada yer verdi. Orası bizim için çok önemli.
Röportaj: Fatma YAVUZ”